top of page
  • Fatih Yıldırım

Kusurlu Mükemmellik!

Güncelleme tarihi: 31 Eki 2022

Çok uzun zamandı blog yazılarına ara vermiştim, oysaki haftada en az üç gün defterime hislerimi, yaşadıklarımı, düşündüklerimi, öğrendiklerimi yazıyorum. Her pazar günü geldiğinde içlerinden bazılarını buradan paylaşmak için motivasyonumu toplasam da o yazıların daha olgunlaşması gerektiğine kendimi inandırıp yazmayı engellemiştim. Aradan geçen onca zamandan sonra dün Naval Ravikant'ın (@Naval) harika bir tweetini yeniden okudum:

Batı felsefesi , kusurlu bir dünyada kişisel mükemmellik için çabalamakla ilgilidir .
Doğu felsefesi , mükemmel bir dünyada kişisel kusurları kabul etmekle ilgilidir .

Evet, sanırım ben de mükemmeli beklerken kusurlarımın beni geliştirme sürecini unuttuğumu fark ettim ve doğu - batı felsefelerinin mükemmelliğe nasıl yaklaştığını inceledim;



MÜKEMMELLİK ARACILIĞIYLA KENDİMİZİ VE DÜNYAYI DÜZELTMEK İSTİYORUZ


Çoğu zaman, dünyadaki ve kendimizdeki tüm acıları ve yaraları görmek istemiyoruz. Tüm kırılganlığı ve yara dokusunu ortadan kaldırarak dünyayı düzeltmek istiyoruz. Hiç var olmamış, bozulmamış bir ideale geri dönmek istiyoruz. Dünyanın (ve kendimizin) mükemmel olmasını istiyoruz. Dünyayı düzeltmenin bizim de mükemmel olduğumuzda gerçekleşeceğine inanıyoruz. Çünkü içimizde kırıldığımız, kendimizi düzeltmediğimiz sürece dışarıdaki dünyayı düzeltemeyiz! Evet, batıda büyüyen çoğu insan izlediği film veya dizilerde, en çok satan kişisel gelişim kitaplarında hatta okullarda öğretilen tasarım derslerinde bile eskiyi 'eksik ve hatalı' olarak yorumlayarak geleceği şekillendiriyor. Malesef sadece daha iyi olmak istemiyoruz. Bunun yerine EN İYİ olmak istiyoruz - MÜKEMMEL olmak istiyoruz!


Mükemmel olma ihtiyacı genellikle kabul edilme ve sevilme özlemiyle bağlantılıdır. Bu nedenle kusurlu olmak, başarısız gibi hissetmek ve sevgiyi hak etmemek anlamına gelir.


Dünya mükemmel mi ve bizim kendi algıladığımız kusurumuz bir yanılsama mı?

Bunu da yutması zor bir hap olarak görüyorum, çünkü dünyayı mükemmel olarak kabul etmek (ki bu evrenin bakış açısından olabilir), onu veya kendimizi geliştirmek için yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığı anlamına gelir.


MÜKEMMELLİK BİR YANILSAMADIR


Bence mükemmellik kendi içinde bir yanılsamadır.


Ne dünya ne de biz asla mükemmel olmayacağız. Mükemmelliğe ulaşmaya sevgiyi bağlarsanız, kendinizi sevgiden uzaklaştırırsınız. Ancak siz (ve dünya) zamanla daha iyi hale gelebilir ve gelişebilirsiniz. Kusurluluğumuzun yanı sıra dünyanın kusurluluğunu kabul etmek ilk adımdır. Bu kabul için cesaret, alçakgönüllülük ve mizah gerekir ki doğu felsefesi de bu kusurların güzelliği ve ihtişamını vurgular. Tasarımın mükemmelliği yerine işlevi ve estetiğine değer verir.


Japonya'da Kintsugi sanatı var . Kintsugi kelimenin tam anlamıyla "Altın Doğrama" anlamına gelir. Kırık çömlekleri, kırılan bölgeleri cilalı veya toz altın, gümüş veya platinle karıştırılmış cila ile onarma Japon sanatıdır. Bir felsefe olarak, kırılma ve onarımı, gizlenecek bir şey olarak değil, bir nesnenin tarihinin bir parçası olarak ele alır.

Kintsugi, Japon Wabi-Sabi kavramına gömülüdür . Wabi-Sabi, her şeydeki kusurun güzelliğini ve ihtişamını vurgular. Tarihsel olarak Wabi Sabi, Budist felsefe ile ilişkilendirilir. Budist felsefede bilgelik; geçici olan, kusurlu olan, mütevazı olan şeyleri kabul edip, onlarla huzur bulmaktan geçer.


Wabi Sabi aynı zamanda Çin’deki Taocu felsefe ile de ilişkilendirilir. Taoizm’de Tao, “anlam” ve aynı zamanda “yol” anlamına gelir. Tao, Yin ve Yang olmak üzere birbirini takip eden süreçlerden oluşan bir bütün veya bir diğer ifadeyle gerçekliğin kendisi olarak ifade edilebilir. Tao’yu oluşturan şey; Yin ve Yang arasındaki süreklilik arz eden döngüdür ve bu döngü görünenin arkasındaki gerçekliği oluşturur. Tao sembolü, bir materyal gerçeklikten ziyade altında yatan anlamı ifade eder. Yin ve Yang arasında Batı felsefelerinde olduğu gibi düalizm’e dayalı net bir ayrım yoktur. Her şey karşıtı ile ve birbirini tamamlayan bir döngüsel bütünlükle var olur. Taocu anlayışta doğru bir dinî hayatın amacı birbirinin karşıtı gibi gözüken kavramlar arasındaki dengeyi muhafaza etmektir. Bu şekilde, anlayabildiğin ve âşina olduğun (düzen) şeylerin güvenini hissederken; diğer taraftan, bir ayağın bilinmezlikte (kaos) olmanın heyecanını yaşarsın . Yang; maskülenlik ve düzeni ifade ederken, Yin; feminenlik ve kaosu ifade eder. Ancak, her ikisi de içinde birbirini barındırırlar. Kadının kaotik doğası, erkeğin otoritesine ihtiyaç duyar. Kadın fırtınalı bir deniz iken, erkeği deniz fenerine benzetmek mümkündür. Maskülen enerjiyi ve feminen enerjiyi birbirinden ayrı olarak düşünmek mümkün değildir.


Felsefesi gereği, Wabi Sabi tüketim kültürü veya kapitalizmin değer verdiği kavramlara karşıttır.


Tüketim kültürünün etkisinde yeni bir ürün almak ve eskiyi atmak yerine eskiye sahip çıkmak; eskimiş olanla manevi ve kişisel bir ilişki kurmak ve ona değer atfetmek Wabi Sabi’nin temelini oluşturur. Çokça sahip olmak yerine, az ile yetinmek, aza kanaat etmek; sahip olduğu nesneler aracılığıyla anlam aramak değil, yokluk ve hiçlik içerisinde bir anlam arayışı Wabi Sabi temelinde minimalizmi anlamlı bir hayat felsefesi kılmaktadır.



Wabi Sabi kültürüne göre iç mimari tasarımı örneği

Wabi-Sabi ve Kintsugi'de onarım dönüşüm gerektirir ve bozulmamış olan kırık olandan daha az güzeldir.

Yaralarımız (yaşadıklarımız), değerlerimizin ve güçlü yanlarımızın inşa edildiği çizgilerdir. Onarım ve dönüşümümüzün altın çizgilerinin parladığı yer burasıdır. Biz (insanlar) ve dünya - kırılmış olabiliriz. Yaralarımızı kabul etmek ve onları hem kendimizin hem de dünyanın gelişimi için kullanmak varken, yaralarımızı örtmeye çalışmak, bizi biz yapan bu yaşanmışlıklara küsmek gibi olmuyor mu? Yukarıda da paylaştığım tasarım örneklerine bakarsak bir iç mimari tasarımında kırıkların ve yaşanmışlıkların doğru mobilyalarla birlikte ne kadar güzel durduğunu, hatta ruhsuz ama kusursuz bir rezidanstan daha mutlu hissettirdiğini anlayabiliriz.



46 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page