top of page
  • Fatih Yıldırım

Mağara Alegorisi & Korona Alegorisi


Yukarıdaki görsel Korona sebebi ile evlerimizde karantinada kaldığımız bu günlerde çok yakın ve sevdiğim bir arkadaşımdan geldi. Bu yazı fikri de bu görsel ile çıktı. Soldaki çiçek bu çok sevdiğim arkadaşım ile uzun zaman işlerimizin yoğunluğundan görüşmediğim dönemde gönderdiğim bir hediyeydi ofisine, hasretleştiğimizde onunla konuşabileceği notu ile birlikte.

Uzun süren karantina döneminde yalnız kadeh ve çiçek, birlikte camın önünde özgürlüğü, güneşi, birlikteliği hayal ediyorcasına duruyorlar. Derin alegoriler (Alegori; bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatıdır. Soyut bir düşünceyi heykel ya da resim ile göstermek, örneğin adalet düşüncesinin gözü bağlı ve elinde terazi bulunan bir kadınla anlatılması gibi.)içeren bu görsel, yaşadığımız duyguları ve dönemi de göz önüne aldığımızda bana Platon’un ‘Mağara Alegorisi’ teorisini hatırlattı.


Platon’un Mağara Alegorisi

(Aşağıdaki açıklama özettir, detaylı bilgi edinmek için; http://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-magara-alegorisi/)

Mağara alegorisi, Yunan filozof Platon’un Devlet adlı eserinin yedinci kitabında Sokrates’in ağzından ortaya atılan antik çağ felsefesinin en önemli alegorilerinden biridir.



Alegoriye göre bazı insanlar karanlık bir mağaraya zincirlenmişlerdir ve bu insanlar başlarını sağa ve sola çeviremezler sadece karşılarındakini görebilmektelerdir. Doğuştan beri bu mağarada bulunan insanlar mağaranın girişinden yansıyan nesnelerin gölgelerini görür ve bunları gerçeklikleri olarak algılarlar. Nihayet bir gün bu insanlardan bir tanesi zincirlerinden kurtulur ve mağarayı terk eder. Mağarayı terk eden bu insan mağaranın dışında yeni bir gerçeklik ile tanışır ve duvarda gölgelerini gördüğü nesnelerin gerçek olmadığının farkına varır. Bunu mağaradaki arkadaşları ile paylaşmak üzere mağaraya geri döner. Mağaradaki arkadaşları ise mağaranın dışında farklı bir gerçeklik olduğuna inanmazlar. Ve bu insanlara mağaranın dışındaki gerçekliği aktarabilmek de imkansızdır.

Platon’un düşüncesi bu alegori üzerinde şekillenir. Ona göre nesneler ve idealardan oluşan iki ayrı dünya vardır. İnsan bedensel olarak nesneler dünyasına aittir ve orada bulunmaktadır. Ancak ruhen bir zamanlar bulunduğu idealar dünyasından izleri kendisinde taşımaktadır.

Alegoride temel olarak mağaranın toplumu, zincirin o toplumsal yapı içerisinde var olan kuralları, mağaranın duvarına yansıyan gölgelerin toplumda kabul edilen doğruları sembolize ettiği ileri sürülebilir. Buna göre zincirini kıran birey, gerçek hakikatin peşine düşen bir filozofu olduğu kadar sorgulayan insanı da temsil etmektedir.

Korona Alegorisi

Hepimiz şuan karantinada kendi mağaramızdayız, dışarıda ne olduğunu bilerek ama zaman geçtikçe mağara içindeki gerçeklere yavaş yavaş alışarak gölgelerimizle yaşıyoruz. Peki bu alegorideki gölgelerimiz neler?

Dijital medyada gördüklerimiz, televizyon haberleri, doğruluğunu araştırmadan başkalarının söyledikleri ile aldığımız kararlarımız değil mi? Bizi dış dünyadan ve kendimizden soyutlayarak, geçmiş benliği silerek bağladıkları dijital dünya bu yeni dönemin en büyük zincirlerini oluşturmuyor mu? (Devam etmeden önce buraya kadar okuduğunuz kısımları lütfen kendinizle analiz edin! Size bir şey anlam ifade etmiyorsa devamını okumanıza gerek yok, en azından Platon hakkında yeni bir bilgi edinmiş oldunuz. Eğer zincirleri kırmak istiyorsanız devam edebilirsiniz!)

Özgür olmak ya da olmamak!

Platon’un bahsettiği özgürlüğe kavuşan, güneşin gerçek olduğunu keşfeden ve mağaradaki arkadaşlarına da gördüklerini sadece bir gölge olduğunu anlatmaya çalışan kişiyi tekrar hatırlayalım ve kendimizi yerine koyalım. Mutlak gerçeği bilmenize rağmen size deli gözüyle bakan mağaradaki arkadaşlarınızı orada bırakıp tek başınıza mağara dışında yaşamaya mı giderdiniz yoksa arkadaşlarınızla kalıp gerçeği bilmenize rağmen yalnız yaşamak yerine onlarla yaşamaya devam mı ederdiniz?

Gene geldik bir yol ayrımına daha! Çok farklı felsefik yorumlar ile özgürlük derinlemesine incelenmiştir ve ben burada Platon’un Mağara Alegorisi üzerinden ilerlediğim için yukarıdaki soruda arkadaşları ile kalmayı tercih edenler için bu makale sona ermiştir. Onlar için de bu link önemli bilgiler içermektedir; https://dusunbil.com/ozgurlugun-iki-ugragi-kant-ve-nietzsche/

Arkadaşlarını bırakıp kendi yolculuğuna çıkmaya karar verenlerle devam ediyoruz… (Umarım hala yazının burasına kadar gelenler vardır da sonunda yorum atarak ya da yazıyı alkışlayarak kendilerini belli eder:))

Karantina döneminde mağaralarımıza kapandığımız dönemde, yukarıda paylaştığım gölgelerimiz ve zincirlerimiz olmasına rağmen bunların hepsinden kurtulup kendimize zaman ayırmak, yalnız kalarak kendi fikirlerimizi analiz etmek, kendimizi keşfetmek için güzel bir fırsat değil mi sizce de? Belki dışarıya çıktığımızda hissettiğimiz özgürlük gerçek değil ve bir gölgeden ibarettir. Ya da bu zamana kadar aslında özgür olduğumuza inanmış fakat kendi benliğimizi keşfedip açığa çıkaramadığımız için güneş(sosyal çevre) bizi yanıltmış, aslolan özgürlüğümüzü elimizden almıştır. Belki de gerçekliği algılayış şeklimizi belirleyen bir mekanizma, yaşamak için ona muhtaç olduğumuz sürece bizim gözlerimize ve beynimize hükmetmektedir…

6 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yeteneklerini Geliştir #1 Faydalı Pazarlama Önerileri

Son zamanlarda artan girişimcilik seminerlerinde hemen hemen herkes yeteneklerini nasıl keşfedeceğini ve nasıl geliştireceğini merak ediyordu. Ben de bu seriye pazarlama ile ilgili takip ettiğim fayda

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page